Beyinsi

Haldun Taner – Yalıda Sabah (Kısa Özeti)

  • 56 kez görüntülendi.
Haldun Taner – Yalıda Sabah (Kısa Özeti)

Kitabımız 7 Hikayeden oluşmaktadır.

Yalıda Sabah

Yazar hikâyeyi birinci tekil şahıs kullanarak yazmıştır. Bu hikaye baştan sona İstanbul kokuyor. Kahramanımız sabah erkenden kalkıp 40-50 dakika İstanbul’u seyrediyor. Kahramanımız sabahın temiz havasının ferahlatıcı olduğunu, ilk duyduğumuz sesin insanoğlunun algıladığı ilk ses olduğunu söylüyor. Hikayeyi okurken martıların çığlıkları, kargaların çevikliği ve zekası, karabatak kuşunun ve dostlarınızın eğlencesi, martıların ve Mihalıç kuşunun eşlik etmesi İstanbul’un tarihi atmosferine karışıyor. İki boynuzun melodisiyle. Bu kuşlar arasında kahvaltı telaşı da var. insanların günlük yaşamlarıyla karşılaştırıldığında. Karatavukların neden karada olduğuna ve martıların neden kayalara oturduğuna dikkat çekiyor. Bunu aralarında centilmence bir anlaşma olarak görebiliriz.

Tıpkı insanlar gibi hayvanların da nefsi vardır. Çoğu martı olduğu için kayalara ilk inen yer burasıdır. Ve hiçbir kuş inen kuşu rahatsız etmeyecek. Bu hayvanlar birbirlerine saygı duyar ve açgözlülüğe boyun eğmezler. Kızlar liseye gitmeye başladı. Yazar, ikisi arasında sabah konuşacak bu kadar çok şey olmasına şaşırır. İlkokul çocukları otobüs bekliyor. Kadın avukatlar ve iş yerindeki öğretmenler bir yerlere gitme telaşı içindeler. Topkapı Sarayı, Aya İrini, Süleymaniye, Ayasofya, Beyazıt ve Sultanahmet gibi tarihi yerlerin gün doğumu ile nasıl ışıkla dolduğunu anlatıyor. Sahilde küçük kızlar ve erkekler var. Oğlan kızla konuşuyor. Kız ona bir şey söylemeye çalışıyor. Köpek bankta otururken kızı kokluyor. Kapıdan geçen bir kapıcı çocuğa göz kırpıyor. Yeni bir kız arkadaşı olduğu açık. Yazar konuşmanın felsefi boyutunu ele alıyor ve savunmak, eleştirmek, yalan söylemek, sevişmek için kaç kelime söylemeniz gerektiğini anlatıyor. Yazar, kıyıda gizlenmiş kayalara atıfta bulunur. Gizli bir kayaya dayanan bir Yunan trajedisinin iç hikayesini anlatıyor.

İnsanlar bir olay ya da kötü bir durum gördüklerinde dıştan acıyıp içten içe sevinirler. Bunu “gizli bir kaya” olarak tanımlıyor. Yazar, üçüncü kattan biri olduğunu söylüyor. Üçüncü kattaki adam bir insan para değiştiricisidir. Yani bir delikte yatan yılanı tanır. Her türlü insanı tanır, her türlü darbeyi alırdı. Bu darbe yalandır, her türlü oyundur. Birinci katta insanlar var. Bu insanlar sahili görmüyor, martıların oyununu bile izlemiyorlar. Bu insanların hayatları küçük olaylar ve umutlarla doludur. Sanatçının doğa ile insanı birleştiren bu hikayesi burada bitiyor.

 

Küçük Harfli Mutluluklar

Nizamettin Bolayır sivil koruma başkanıdır. Çevresinde albay olarak tanınır. İkinci eşi Üftade ile evlendi. Nizamettin Bolayır her sabah erken kalkar ve işe gider. Evden çıkmadan önce çay yapar. Tabii ki, Üftade bir derin uykuda. Bu, Üftadenin ikinci evliliği. Eski karım da erken evlat edinen biriydi, bu nedenle duruma uyum sağlar ve tedirgin olmaz. Nizamettin Bolayır, sabah erken kalkanların kötü çalıştığını, geceleri mum yakan ve gündüzleri yataklarını çürütenlerin rahatsız olduğunu söylüyor. Aslında, herkes düzenli çalışsaydı toplum çok daha müreffeh olurdu. Nizamettin Bolayır’ın yanı sıra Terlikçi Memduh da o gün erkenciydi. Nizamettin Bey irkilir ve hasta olup olmadığını sorar. Denizli horozunun Yümnü Bey’in bahçesinde öttüğüne tam olarak cevap verecekti. Nizamettin Bolayır, Cüneyt ile karşılaşırken Terlikçi Memduh ve Yümnü Bey bir horozun toplam ötüş süresini tartışırlar. Nereye gidiyorsun diye soruyor Kızılcahamam dedi ki: Nizamettin Bolayır Genç Bir Sporcuya Harcadığım Paraya Üzgünüm Diyor Bize iyi bir şans verilirse, biz de veririz diyor.

Nizamettin Bolayır genellikle otobüsten sonra vapura biner. Nizamettin Bolayır’ın bir oğlu var. Gelini Aynur, kısa boylu, çilli bir kadındır. Torunu Aydanur’u çok seviyor. Karabük’te yaşadıkları için birbirlerini pek görmezler. Nizamettin Bolayır iş çıkışı düğüne gider. Nizamettin Bolayır eve döner ve hemen duş alır. Sonra karısıyla akşam yemeği yerler. O anda eşine bilmediği bir mutlulukla sevinir. Küçük mutluluk sebepsiz yere gelir. Bazen insan televizyon izleme özgürlüğüdür, yanındaki kişinin huzuru, gökyüzündeki bulutların algısıdır. Küçük Mutlu İnsanlar, mutlu insanlardan oluşan bir orkestradır. Kimisi bu mutluluğu yaşarken kimisi de farkında olmadan geçip gidiyor. Bu hikaye insanlara mutlu çocukları fark etmelerini ve her günü son günmüş gibi yaşamalarını anlatmaktı.

İlginizi Çekebilir..  Ömer Seyfettin-Efruz Bey (Kısa Özeti)

 

Karşılıklı

Yazar, başına gelenler hakkında bir hikaye yazdı. Romancı arkadaşlarıyla bir gezi için Gürcistan’ın başkenti Tiflis’e gider. Ünlü Rus marka saati o kadar övüyorlar ki dayanamıyor ve satın alıyorlar. Ülkenize geldiğinizde, arkadaşlarınız ne gördüğünüzü, ne yiyip ne içtiğinizi size anlatmamızı söylüyor. Diyorlar ama yine de ne yediklerini merak ediyorlar. Kolundaki saat arkadaşlarının dikkatini çeker. Bunun bir kronometre, çalar saat ve su geçirmez olduğunun farkındalar. Mütevazı yazarlarımız sessizce onları izliyor. Sadece hafif bir gözle kontrol eder. Arkadaşları bu saati o kadar çok seviyorlar ki övemezler. Diğer saatlerle karşılaştırın. Yazar ilk duşta bu saati kolundan çıkarmaz. Çünkü su geçirmez bir saat. Buna bağlı olarak kullanımı çok uygundur. Tatilde bile haftanın günün saati havuza düşüyor. İki gün sonra sudan çıkarılır. Bununla birlikte, saat hala çalışıyor. Bir gün saat ısınır. Yazarımız karısına saatimin buharlaştığını söylüyor. Karısı geldiğinde sis gitmişti. Saati onu yalancı yapıyor. Karısı doktora gitmesi gerektiğini söylüyor. Saat daha sonra tekrar buharlaşacaktır. Ustaya götür. Sahibi dikkatle saati açar.

Rusça konuşan Terzi Vortik adında bir adam var. Rusça bildiği için arayıp saatin arkasındaki anlamı soruyor. Balık belirtisi olduğunu söylüyor. Su geçirmez dediler. Usta, Vortik Usta gittiğinde bildiklerinin gerçeğini savunur. Ona göre saat su geçirgen bir saattir. Saat tamamlandı. Sanatçımız saati bileğine geri takıyor. Bir gün saat durur. Saatçiye geri döner. Saatçi ona hemen yeni bir saat almasını söyler. Sanatçı saati bileğine geri taktığında saat çalışır. Sahibi onu çıkarır ve saat tekrar durur. Birkaç gün boyunca birkaç saat bu şekilde çalışır. Ondan sonra yağmurlu bir günde tamamen durur. Hikaye burada bitiyor. Hikayede anlatmak istediğim aslında mutlak bir güven ve güven duygusudur. Yazar bu hikayede bir soru soruyor. Ne kadar güvenebiliriz, ne kadar güvenebiliriz? Güvendiğimiz insanların bizi ne kadar ileri götüreceğini bilmiyoruz.

 

Şeytan Tüyü

Ökkeş Topalmusagil adlı bir Almanya’dan Hidayet’e bir mektup gelir. Ökkeş, Almanya’da işçi olarak çalışmanın zorluklarını anlatıyor. Kaçak işçi olarak çalışıyor. Saklanmadığı için yakalanmadığı söyleniyor. Alman disiplininin köpeğine de nüfuz ettiğini söylüyor. Ama nereye giderseniz gidin ağaçların, kuşların ve gökyüzünün aynı olduğu söylenir. Hatta Hidayet’e yusufçuğun kendisi gibi memleketine geldiğini söyler. Almanya’da kadın ve erkek arasındaki ilişkilerin özgürlüğünü anlatıyor. Hidayet’e hayvanat bahçesinin ayı kostümü giyecek birini aradığını söyler. Onu çalışmaya davet eder. Köprüyü geçene kadar ayıya dayı diyeceklerini söylüyorlar. Polise yakalanmamak için adresini yazmıyor. Hikaye burada bitiyor.

İlginizi Çekebilir..  Cervantes Don Kişot (Kısa Özeti)

 

haldun taner yalida sabah kisa ozeti

 

Sonsuza Kalmak

Sunuhi Bey emekli bir öğretmendir. Karısının kayınbiraderi Razi Bey ihtiyatlı bir müteahhittir. Razi Bey sayesinde Ayvalık civarındaki arazinin sahibi olurlar. Yerin Balıkesir’de geçtiğini hikayeden anlayabiliriz. Bir sabah postacı Sunuhi Bey’e tarlada taşlar olduğunu haber verir. Bunun özel bir taş olduğunu anlayan Sunuhi Bey, ülkeyi bilgilendirmek ister. Bu amaçla arkeolog Sn. Şükran var. Eşine durumu anlatır. Bay Şükran Günü’nü bilgilendireceğini söylüyor. Karısı kıskanıyor ve konuşmak istemiyor. Sunuhi karısına belli bir yaştan sonra ölümsüz olmak için yaşadığını söyler. Medeniyet borçlu olduğunu söylemesi gerektiğini söylüyor. Karısı bunu hemen Razi Bey’e getirir. Razi Bey, Sunuhi Bey’in kararını tersine çevirmek ister. Devlete arsanın ucuz olacağını söylüyoruz. Devlet kazı için arazi alabileceğini söylüyor. Sırrı Erdem ve Gavsi Bey, Sunuhi Bey’in taşları devlete ihbar etmesini istemiyor. Hikâyenin sonunda Razi Bey, kooperatifin ortak fosseptiğinin duvarlarının o taştan yapıldığını söylüyor. Sunuhi Bey sadece şaşırır ve vazgeçer.

 

Neden Sonra…

Bu kısa hikaye, İhsan ve Melahat’ın aşk hikayesini anlatıyor. İhsan, yağmurlu havada buluşmaya söz verdikleri yerde Melahat’ı bekler. İki sinema bileti var. Melahat geç kalınca İhsan nişanlanır. Hayatında biri olabileceğini düşünüyor. Melahat’ın tıp okuyan bir talibi var. İhsan’ın lise diploması bile yok. Melahat geç gelir ve sinemaya giderler Melahat, İhsan’ın sessizliğini algılar. Neden diye soruyor. İhsan cevap vermiyor. Kız sonunda ağlamaya dayanamaz. Ona sarılır ve ona sarılır. Kendi kendine ağlayan kız gururluydu.

 

Yaprak Ne Canlı Yeşil

Kitabın son hikayesi bir kahve dükkanı hakkında. Gelen ve giden kahve çeşitleri çizilir. Yazarın dilinde anlatılan bu hikaye, Roxanne sayesinde tanıştığı Zera’nın hikayesidir. Yazar, üniversitede yardımcı doçenttir. Zehra Hemşirelik okuyor. Zehra okumanın boş olduğunu düşünen bir kızdır. Sanatçıyla bir kafede tanışırlar ve yakınlaşırlar. İkisi Roxanne’in doğum günü partisinde sevgili olurlar. İlk anlatıcı Zehra ve kendisi hakkında güzel bir rüya görür. Ama şimdi o rüya yeri boş bir teselli olarak kalmıştı.

 

Haldun Taner‘in son öykü kitabı Yalıda Sabah 1983 yılında yazılmıştır. Sedat Simavi edebiyat ödülüne layık görüldü. Türk edebiyatının en mütevazı yazarlarından biri olan Haldun Taner, kendisini ön plana çıkarmak istememiştir. Bu kitapta yedi güzel hikaye var. Hepsi de keyifle okuduğum güzel hikayelerdi. Gündelik hayattan hiciv olaylarını konu alan bu hikayede Haldun Taner’in naif dil kullanımı okuyucuyu hikayenin içine çekiyor. Kullanılan dil anlaşılır. Günlük hayatımızda kullanmadığımız kelimeler kitaplara dipnot olarak eklenir. Bu, okuyucu için yeni bir kelime hazinesi anlamına gelir. Sanatçı hikayesinde bilmediklerimizi ön plana çıkarmış ve sıkıcı gündelik atmosferi renklendirmiştir.

Bu kitabımızı beğendiyseniz Reşat Nuri Güntekin – Sönmüş Yıldızlar Kısa Özetine göz atabilirsiniz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.