Beyinsi

Orhan Veli Kanık – Hoşgör Köftecisi (Kısa Özeti)

  • 605 kez görüntülendi.
Orhan Veli Kanık – Hoşgör Köftecisi (Kısa Özeti)

Hoşgör Köftecisi Kitap Özeti

Hoşgör Köftecisi

Kitaptaki ilk hikaye çok kısa bir hikaye. Yazar hikayeyi kendi dilinde anlatıyor. Aç bir adam, İstanbul’un işlek caddelerinde yemek yiyecek yer arıyor. Köfteci dükkânına gelir. Girip girmeyeceği henüz belli değil. Ama bir kadın ona söyledi. “Ne için savaşıyorsun? Sonra boş bir masaya oturur. Kadın, “Efendim, ne içiyorsunuz? Şarap mı bira mı?” diyor. sorulduğunda şarapla cevap verir kadına adını sorar ismini söylemek istemez Arkadaşların, mavnaların, jokeylerin, bisikletçilerin dertlerini öğrenir Rizeli Musa Kaptan, Ömer ve Papo’nun hikâyelerini duyar, Hoşgör Köftecisi’nin ailesi olduktan kısa bir süre sonra.

 

Kan

Eski devlet başkanları Hasan Gökbayrak, Şaban Kâhya, Hüseyin Çavuş, Gümrükçü ve hikayemizin kahramanı savaş arabalarıyla Kara Hüsnü’ye gidiyor. Kara Hüsnü iri bir adamdır. Kahramanımız Kara Hüsnü’nün hikayesini hep köy kahvesinde duymuştur. Şimdi onun canlandığını yakından görecek. Bu adamdan intikam almak için tüfeklerini Kara Hüsnü köyündeki bir düğüne getirirler. Orada iyi iş çıkardılar. Kapı açılır. Kara Hosney belirir. Muhtar Hasan’ı tanıyor. Bir süre onunla giderler. Sadece Black Horseneys girecek. Öfkeli bir gümrük memuru Hassan’ı sorar. Hasan girer. Hepsi iç geçirdi. Bayramdan sonra hazır tüfekle ava çıkıyorum. Fikir yine Kara Hüsnü’ye ait. Hiçbir şey avlamıyorlar. Beş arkadaş sabah köylerine dönerler.

 

Baharın Ettikleri

Baharla birlikte canlanan doğa, insanları ve hayvanları etkiler. Bu hikâyede yazar, çevresinde gözlemlediklerini bir gözlemci olarak kaydetmiştir. Ev sahibi ön kapıya gelenlerin ayakları çamurlanmasın diye kömür döktü. Bu sırada bir kadın pilavı temizliyor. Bu kömürü almak için iki çıplak çocuk gelir. Sahibinin köpeği bile giysilerle giysiler arasındaki farkı anlayabilir. Bu çocukları görünce havlıyor. Yukarıdan, bir kadın elindeki bir kaseden su döküyor. Bu su köpekler ve çocuklar arasında şimşek gibi ses çıkarır. Hepsi birlikte dağılırlar.

İlginizi Çekebilir..  John Green-Aynı Yıldızın Altında

 

Öğleden sonra

Öğleden sonra dört arkadaş deniz kenarında rakı içiyor. Aynı zamanda balıklar oturdukları yerde pişirilir. Ayşe adında kambur bir garson vardır. Sahibinin kızıdır. Yazar bu kadını seviyor. Yanındaki savaşçı kaptana kızın güzel olduğunu söyler. Kaptan Musa kötü düşüncelere karşı uyarır. Yazarımız bir iç monologla sevmenin neden kötü olduğunu soruyor. Hikayeler olaya dayalı değildir. Tartışmaya kendi iç dünyasının özgür diyaloğu ile devam eder.

 

İşsizlik

Hikâyenin anlatıcısı kendisini hikâyeye dahil eder. İşsiz olmanın zorluklarından bahsedin. Önerdiği petrol kampına gitmediğine pişman olur. Kampa gitmiyor ve gitmiş gibi hayaller kuruyor. Bunu hayallerinin kahramanlarıyla konuşarak ifade eder. Muhasebeci Ethem Bey ve Genelkurmay Başkanı Erdoğan ile sanat anlayışını konuştu. Erdoğan sanatla da ilgileniyor. Ahmet Haşim’in şiirlerini sever. Ahmet Haşim eski şiir kalıplarının savunucusudur. Orhan Vadisi ise kafiyesiz şiiri savunur. Burada kendisine zıt bir kahraman geliştirdiğini görebiliriz. Buna karşı monologlara cevap vermiyor. İnsanların koşuşturmacası, işsizlik gibi konuları sorgulayarak hikayeyi sonlandırıyor.

 

Denize Doğru

Sanatçı, bir müteahhit yanında katip olarak çalışma fikriyle denize bakan bir şantiyeye gitmeyi hayal ediyor. Ancak her iki rüya da gerçekleşmez. Çalışırsa yevmiyesi 5 liradır. Bu beş liranın ne yapıp ne yapamayacağını düşünür. Yeterince eviniz varsa bu 5 lira yetmez. Ama yalnız olmaktan memnundur. Bu ve önceki hikayelerde olduğu gibi, işsizlik ve ekonomik sıkıntı gibi sosyal eleştiriler var. Sonunda kendini Beyoğlu’nun kalabalık sokaklarında yürürken hayal ediyor. Sokakta yürürken bir adamla tartıştığını sanıyor. Sanatçı hayalinde bile gerçekçidir. Sonunda karakola giderler. Burada sıradan bir vatandaş olduğunu anlar. İnsanların neden intihar ettiğini eleştirir. Gök, deniz, yağmur, güneş, bunlar Allah’tan münezzehtir. Ve hikaye, bunların bile yaşamak için sebepler olduğunu söyleyerek sona erer.

İlginizi Çekebilir..  Yakup Kadri Karaosmanoğlu-Nur Baba (Kısa Özeti)

 

Yaşasın Aşk, William Saroyan

Orhan Veli’nin çevirdiği bu kısa öykü 1952’de Bataan’da yayımlandı. Hikaye birinci şahıs bakış açısıyla anlatılıyor. Kahramanımız bir otel odasında uyanır. Burada aşkın saçmalığından bahsediyor. Sevgisini sadece kuşlara bağlar. Çünkü insanlar gibi kuşların hayvani arzularına uymak için yaratılmamışlardır. Sevgilisi onu yalnız bırakmaz. Ama tek başına bir şeyler yapmak ve kafasını boşaltmak istiyor. Yapamaz. Kız arkadaşına evlenemeyeceğini söyler ve ayrılır.

 

Türk şiirinin temel taşlarından biri olan Orhan Veli, şiirin tema ve biçimlerinde yenilikler getiren özel bir akımın kurucusudur. 36 yıllık kısa ömründe birçok eser bıraktı. Hikayesini Çehov tarzında yazdı ve kaçınılmazlığını sadece şiirde değil, aynı zamanda düzyazıda da ortaya koydu. Öykülerinde olaylar ve kişiler arası eleştirileri akıcı bir dille kaleme almıştır. Hikayeleri toplumdan ayrı değildir. Dolayısıyla sosyalist gerçekçilik yöntemiyle yazıldığı söylenebilir.

 

Hoşgör Köftecisi Arka Kapak Bilgisi

Orhan Veli’nin hikâyeleri, 1947-50 yılları arasında Tanin gazetesi ile Seçilmiş Hikâyeler ve Yaprak dergilerinde yazarın sağlığında, William Saroyan’dan “serbest” olarak çevirdiği hikâyesi ise ölümünden sonra Vatan gazetesinde (1952) yayımlanmıştı.

Hikâyeler ilk kez ayrı bir kitapta toplanmış ve kitaba yazarın edebiyat hakkındaki küçük ama ilginç bir konuşması da eklenmiştir.

Hoşgör Köftecisi okurlarının, “keşke genç yaşta kaybetmeseydik de, o güzel şiirler gibi bu güzel hikâyelerden de daha çok yazsaydı” diyeceğini düşünüyoruz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.