Beyinsi

Ali Haydar Haksal – Yalnızlık Sarkacı (Kısa Özeti)

  • 629 kez görüntülendi.
Ali Haydar Haksal – Yalnızlık Sarkacı (Kısa Özeti)

Yalnızlık Sarkacı Kitap Özeti

Yalnızlık Sarkacı

Kitaptaki ilk hikaye, Yalnızlık Sarkacı, bize yalnızlığı aşılıyor, neredeyse damıtıyor. Hikâyeyi okuduğumuzda hepimiz yalnızlığın sesine tanık oluyoruz, hayat insanları çiğniyor ve küspeyi yaşlılıkla aynı aşamaya itiyor. Hikâyedeki yaşlı adam, karısı hastaneye kaldırıldığında kendisiyle yüzleşme fırsatı bulur. Eşi iki ay hastanede yattı. Bu sırada bir arkadaş belirir. Karısından haber verirler. Yaşlı adam, yalnızlık içinde ölen kızı Selma’yı düşünür. Öte yandan, beni her zaman inciten karımı özlüyorum. Taburcu olacağı günü bekliyor. Gençlikten yaşlılığa, yaşam deneyimleri ve yaşam deneyimleri yaşlılarda umudun rengini değiştirir. Karısının öldüğünü düşünüyor ve onu gücendirmemek için hiçbir şey söylemediğini düşünüyor. Pencereyi açar ve çocuklar mezarlığın yanında oyun oynarlar. Mezarlıktaki çam ağaçlarının vızıltısı çocuk sesleriyle yankılanıyor. Elini avuçlarının arasına alıp bir çocuk gibi ağlayarak kocasının öldüğünü haykırıyor.

 

Akşamın Ucuna Tutunan

Yine yaşlılık, yalnızlık ve geç kalma duygusu etkileyicidir. Genç bir adam elindeki resme bakar. Bu fotoğrafta iki genç kadın var. Dikkatini çeken bir kız var. Birkaç gün onunla iletişim kurmaya çalışır. Telefon numarasını bulmakta zorlanınca kadını arar. Resimdeki kadının seslerini telefona cevap veren kadınla birleştiremez. Bir fotoğrafın kapağında, televizyonda veya dergide bir kadın veya erkek gördüğümüzde, sesinin nasıl olacağına dair bir fikir ediniriz. Ne yazık ki, video ve ses çoğu zaman uyuşmuyor. Hele aradan yıllar geçtikten sonra… Genç adam resimdeki kadının sesinden yaşlandığını anlar. Büyükanne telefonda yalnızlıktan bahsediyor. Genç adam bu kadına annesi diyor. Ardından telefon kapanacaktır. Bu kadın küçük bir erkek çocuk annesidir.

 

Sayın Başkanın Masasında Kalan Çanta

Yazar bu öyküde yaşlılığın getirdiği yalnızlık, kavrayışsızlık, beklentiler ve çaresizliği konu edinir. Yaşlı bir vatandaş kalabalık bir koridorda bekliyor. Mülakata girip çıkanlar terlerini silip hiçbir şey söylemeden gidiyorlar. Röportajın ardından Cumhurbaşkanı ile görüşmek üzere trenle Ankara’ya gidecek. Eşi ve oğlu adaylığına karşı çıkıyor. Ama onları dinlemedi ve trene bindi. Geldiğinde bir sigara yakar. Eski bir tanıdığının oğlu Kadir’i görür. O da isimlendirildi. Bu, bunun gibi durumları içerir. Başkan ofisine gittiğinde hayal kırıklığına uğradı. Başkanın yakışıklı olduğu söyleniyor. “Sen gelmeden önce arasaydım, yorulmazdım.” o ekler Ardından aday Noh bayılır. Çantayı başkanın masasına bırakırlar. Eski adayın hayatını kaybettiği ve morga kaldırıldığı sanılıyor.

İlginizi Çekebilir..  Şermin Yaşar - Babaannem Geri Döndü (Kısa Özeti)

 

Kutsal Yemin Törenim ve Ben

Farklı şehirlerden üç milletvekili bir araya geldi. Ajanın ne olması gerektiğini birbirleriyle tartışırlar. Yemin metnini okuyacaklar. Bir kadın tüm metni ezberledi. Yazıyı da yanına aldı. Açılışta, kadınlar okurken okurlar. Biraz heyecanlı olsa da bunu heyecanına döküyor. Odasında sekreteri ona planı anlatır. Onlara itaat eder. Bazen insanlarla takılıyor. Bu yazı cebimde taşırken buruşmuş. O da biliyor. Bu kağıdı tuvalete atar ve sifonu çeker. Yeni metni sekretere yazdırın. Hikayenin sonunda paran varsa sevip seyahat edebileceğini söylüyor. Bir kızı kovalar. Kız genç ve güzel. Sonra kızı takip etmeyi bırakır.

 

Buruşuk Yüzün Ütüsü

Yazar bu öyküde yalnızlığı ayrılık, duyarsızlık ve düzensizlik olarak ele alır. Bir adam kalabalık bir sokakta yürüyor. Flört eden kuş yok, birlikte uçmak yok, tüy dökmek yok, tek başına kuş yok. Yazar, içindeki yalnızlığını dışarıya taşıyarak bu hikayedeki her şeyde anlam yaratmıştır. Hikayenin sonunda bir veda var. Bu ayrılık, geriye bakacak kimsenin olmadığı yalnız bir ayrılıktır. Bir insanın içinde kara bulutlar, kasırgalar ve spiraller dolaştığında, gökyüzünün açık mı yoksa yağmurlu mu olduğunu ruh gözüyle görebiliriz. Yazarın bu hikayesi olay odaklı değildir. Sanatçı ruhu insan gözüyle resmetmiştir.

 

Bir Gün İz Sürmek

Bu bir günlük bir memurun hikayesi. Birikmiş dosyalar, ofiste tartışılan konular, özellikle kahramanımızın gözüne takılan küçük örümcek dikkatimizi çekiyor. Polisin gözüne takılan bir örümcek onu düşündürür. Ördüğü örümcek ağlarından ürkmüştü. Yemek saatinde arkadaşlarından uzakta yer. O gün pek bir şey söylemiyor. Sonra ofise gel ve kahve iç. Örümcek ağını ören bir örümcek gibi, ilmek ilmek bir hikaye örüyoruz.

İlginizi Çekebilir..  George Orwell-Papazın Kızı (Kısa Özeti)

 

Günüm Böyle Geçti

Bir memur işe gitmek üzere. İşe vapurla gelmek onun için günlük bir rutin haline geldi. Pencere pervazını kimsenin kaybetmediğinden emin olun. Günlük gazete manşetlerine göz atın. Vapurdan inerken patronunun okumaması gereken bir gazeteyi denize attı. Koltuğunun altında başka bir gazete var. işe geliyor Patronuna “Günaydın” der. Patronu ona kayıtsız davranır. Ayrıldıktan sonra ağlıyor.

 

Kırışmayan Pantolon

Yazar bu hikâyesinde bir memur ve onun iş hayatını konu almaktadır. Yakut Bey memurdur. Salih Bey’in kapısını çalar ve içeri girer. Salih Bey ona cevap vermez. Buna çileden çıkan Yakut Koyu, farklı bir kimliğe bürünür. Ofise geldiğinde meslektaşlarına selam bile vermiyor. Patron Mehmet Bey gelir ve Yakut’tan bir dosya ister. Gül Bey’e de sorar. Sonra patron sinirlenir. Daha sonra dosyayı içe aktarır ve kendini dışa aktarır. İş arkadaşları duruma güler ve gülerler. Yakut banyoda 30 dakika geçirir. Arkadaşları ona ne yaptığını sorduğunda, buruşmasın diye pantolonunu çıkardığını söylüyor.

 

Ölüm İlânlarını Okuyan Rıfkı Bey

Rıfkı Bey adında bir subay var. Bu memur çok sessiz bir insandır. İçine kapanık ve planlayıcıdır. Belli bir yaşa gelmiş ve bekardır. Bir kadın Rıfkı Bey’e aşık olur. Onun için saçını ve kıyafetlerini değiştirir. Ama aralarında aşk yoktur. Bir gün bir ölüm ilanı okur. Bir arkadaşının öldüğünü duyar. Haberi duyunca işini bırakır. Bundan sonra, meslektaşların ölüm ilanlarını görmeleri alışılmış hale gelir. Arkadaşları onun ölüm ilanını hiç görmedi.

Günümüzde de çalışmalarına devam eden yazar, öykü başta olmak üzere birçok alanda kaleme almış değerli bir yazardır. Yazarın 1996 yılında yazdığı bir çocuk kitabı toplam 9 öyküden oluşmaktadır. Her hikayesinde yalnızlığı farklı bir şekilde ele almıştır.

Okuduğum bu hikayeler bende farklı bir tat bıraktı. Sarkaç Sarkaç’ın yalnızlık ve karanlık anlatımı bende derin bir etki bıraktı. Ali Haydar Haksal’ın eserlerini okumaya başlamak için ideal bir kitap.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.