Beyinsi

Zülfü Livaneli – Balıkçı ve Oğlu (Kısa Özeti)

  • 26 kez görüntülendi.
Zülfü Livaneli – Balıkçı ve Oğlu (Kısa Özeti)

Zülfü Livaneli – Balıkçı ve Oğlu Kitap Özeti

Roman, bir Ege köyünde yaşayan Mustafa adlı bir balıkçının hayatını anlatır. Balıkçılık, babası tarafından Mustafa’ya baba mesleği olarak kalmıştır. Mustafa iyi kalpli, samimi ve yalnız bir insandır. Balık tutarak ekmeğini kazanır. Hayatı denizle iç içedir. Mustafa, diğer balıkçılara göre doğaya karşı daha duyarlı ve sevecendir. Burada ekmek kazanıyor ama bazen balıklara merhamet edip denize salıyorlar. Bu özellik güzel anlatılmış. Denizle iç içe bir hayat yaşayan Mustafa, Deniz adında çocuğu denize düşerek hayatını kaybeder. Bu olaydan sonra içine kapanık ve kendi haline dönüşen biri oldu. Bu duruma üzülen Mustafa’nın arkadaşları onu sık sık gece partilerine davet eder ve Mustafa bu eğlencelerde hala sessiz ve çekingendir. Mustafa, Ege Denizi’nin eşsiz sularına ve doğasına kendinizi kaptırmak için her sabah erken saatlerde denize açılıyor. Doğanın sessiz ve huzurlu hali ruhunuzu dinlendiriyor. Yine bir gün yelken açarken, gemisine sağlam bir şey yaklaştı ve bir kadın cesedi gelir ve Mustafa şok olur. Bu kadını jandarmaya götürmek için bir tekneye bindirir. Yolda yine aynı durumla karşılaşır, bu sefer bir erkek cesedi alır ve onu tekneye atar. Bu duruma tanık olduğunda muhtemelen muhacirlerin gemisinin battığını düşünecekti. Yani bu cesetler suyun üzerinde. Bu düşüncelere dalmışken, bu sefer bebek yüzeydedir. Bunu görmek kalbini daha da acıtıyor. Çocuğun hayatta olduğundan emin olmak için gemide yiyecek bir şeyler arar ve çikolata bulur. Çikolatayı çocuğun ağzına koyar ve çocuk süt gibi emmeye başlayınca Mustafa çok mutlu olur. Onu kurtardığı için mutludur. Çocuğun kanı kaynar. Çocuğunu kaybeden oğlunu özleyen Mustafa, çocuğu saklayıp eve götürmeyi planlamaktadır. Kadın ve adamın cesedini jandarmaya teslim eder ve evine gider. Karısı bebeği görünce şaşırır ve Mustafa ona durumu anlatır. Karısı önce sevinir ama bunu fark ederse başının belaya gireceğini söyler. Mustafa, çocuklarına duydukları hasretten onları dinlemez. Eşiyle görüştükten sonra bu cesetler nedeniyle ifade vermek için savcılığa gider, ardından ifade verir ve aceleyle eve döner. Karısı Mesude çocuğa kendi çocuğu gibi bakar. Mesude ara sıra kocasına böyle bir çocuğu ne kadar büyütebileceğini soruyor. Mustafa’nın çocuktan vazgeçmeye hiç niyeti yoktur. Onlar bu düşüncelerle boğuşurken, durumlarıyla ilgili söylentiler köyün her tarafına yayılır. Bu durum savcılık tarafından dinlenecektir. Çocuğun annesi hayattadır ve sürekli çocuğu sorar, Mustafa bunu görür ve savcılığa çağrılır. Mustafa’nın kafası karışır. Savcılığa gittiğinde gözle görülür bir hareket gösteriyor. Bebeği görmediğini ve eve gittiğini söylüyor. Mesude, çocuğu artık annesine vermek zorunda olduklarını söyler. Mustafa öyle olmadığı konusunda ısrar ediyor. Aralarında büyük bir kavga çıkar. Mustafa karısına sen kadın olsaydın ve bana çocuk verseydin der ve karısı bu duruma çok üzülür.Mustafa söylediklerine pişman olur. Mesude, aşermelerinin ne olduğunu bildiği için bebeği annesiyle birlikte hastanede bırakır. Bu durumda Mustafa hapse girer. Bir avukatın çabalarıyla masumiyeti bulunur ve serbest bırakılır. Bir gün Mesude annesinin evinde otururken resmi bir arabayla birkaç kişi yanına gelir. Bu insanların gelmesinin nedeni, bir zamanlar sahip oldukları Samir bebekleriyle ilgili. Samir’in annesi göçmenlik durumu nedeniyle çocuğa iyi bakamadığını ve bu nedenle çocuğu Mesude’ye bırakmak istediğini söylüyor. Mesude gelenleri bu durumdan haberdar etmekten büyük mutluluk duyar. Hemen eşi Mustafa’ya gider ve durumu anlatır. Mustafa da çok mutlu olur. Çocuğu birlikte almaya giderler. Bu olaydan sonra hayatlarına mutlu bir şekilde devam ederler.

İlginizi Çekebilir..  Orhan Pamuk-Cevdet Bey Ve Oğulları (Kısa Özeti)

 

 

balikci-ve-oglu-kitap-ozeti

 

Zülfü Livaneli – Balıkçı ve Oğlu Arka Kapak Bilgisi

Toplumsal konulara duyarlılığı ile tanınan edebiyatçı ve fikir adamı Zülfü Livaneli, bu kez Ege balıkçılarının ve hayal kurmaktan bile mahrum bırakılan göçmenlerin kaderine eğiliyor. Usta edebiyatçı Livaneli, Balıkçı ve Oğlu ile son yılların en can yakıcı ve büyük dramı “göçmenliği” balıkçı Mustafa, Mesude ve Samir bebek üzerinden anlatıyor. O güne dek sıcak evlerinde televizyondan izledikleri haberlerden aşina oldukları ölü insan bedenleri ve yarı ölü bir bebek evliliklerinin tam ortasına düşerek bir bomba etkisi yaratıyor; aile ilişkilerini bambaşka bir çehreye büründürüyor. Balıkçı ve Oğlu, Ege’nin tarihinden bugününe, balık çiftliklerine ve rant hırsıyla dağlara, kıyılara saldıran şirketlerin yarattığı ekolojik yıkıma dair çok şey söylüyor. Bunun ötesinde göçmenlerin bir bilinmeze doğru göze aldıkları yolculuğu, hayatta kalma çabalarını ya da ölümü; kısacası “deryaya yakın, dünyadan uzak” yaşamlarını odağına alıyor. Livaneli’nin belki de en şiirsel romanı olan Balıkçı ve Oğlu; aile, aşk, ebeveynlik, evlat, kadın dayanışması, dostluk, göç, doğa üzerine çağdaş bir epope. Zülfü Livaneli’nin, uzun bir aradan sonra yazdığı ve heyecanla beklenen yeni romanı Balıkçı ve Oğlu, ustalıkla seçilen tasvirlerle okurun zihninde capcanlı bir anlatı oluşturuyor.

 

Bu kitabımızı beğendiyseniz eğer John Boyne – Çizgili Pijamalı Çocuk Kısa Özetine göz atabilirsiniz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.