Beyinsi

Samed Behrengi – Ulduz ve Konuşan Bebek (Kısa Özeti)

  • 72 kez görüntülendi.
Samed Behrengi – Ulduz ve Konuşan Bebek (Kısa Özeti)

Samed Behrengi – Ulduz ve Konuşan Bebek Kitap Özeti

Behrengi” için söylenecek fazla bir şey yok. Bizim gözümüzde kitabında anlattığı “Küçük Kara Balık” gibi. Okurlarımız ise kara balığın hikayesinden büyülenmiş küçük kırmızı balıklardır. Küçük balık onun yolunu takip etmeye çalışıyor…

Ulduz ve Konuşan Bebek kitabı yazarın üvey anne-çocuk ilişkisini çok etkileyici bir şekilde ele aldığı bir peri masalı olsa da yetişkinlerin de okuması gereken güzel bir kitap. Tadı güzel, yazarımız çocuklara kitap (nehir) vermiş gibi, yetişkinlere uygun ilacı veriyormuş gibi ve şifa şurubu gibi sürekli ihtiyaç duyulan yumuşak bir kucak gibi akıyor.

“Behrengi” diye damgalananları, olmayanlardan ayırt etmek ne kadar doğru bilmiyorum ama onunla büyümüş, replerinden en az bir kez keyif almış herkesin içinde hep kendimi bulmuşumdur. Kitabının arka kapağındaki ölümüyle ilgili cümle bana sürekli acı verdi. Ama bence böyle bir biyografik son, böylesine güzel bir kitabın insanlığa armağanına yakışmıyor.

Şimdi “Ulduz ve Konuşan Bebek” kitabına geçelim. Behrengi’nin kitaplarının tümü, okuyuculara ders vermek ve onlara sunulan bilgi ve tavsiye sayısını artırmak için yazılmış gibi görünüyor. Ancak bunu yaparken, yukarıdan aşağıya yükselen bir sanatçının ağzından ziyade çocuğu kendine bırakarak bir çocuğun bilincini şekillendirme yeteneğini gösterir. Bunu çeşitli alegorilerle yapıyor ve bunu yaparken de çocuğun bilincini parlatıyor. ‘Konuşan Bebek Ulduz’ annesiz büyüyen ve üvey anne-üvey teyze üçgeni oluşturan bir kızdır. onun saf kalbi. Göğüs odası dedikleri bir odada bebeğiyle oynayan Ulduz, üvey annesinin şerrinden sürekli kaçar. Bir gün üvey anne ve Ulduz’un gerçek babası sevdikleri ineği gömmeden kesip yerler. Bu olaydan çok etkilenen Ulduz, bebeğe onunla konuşması ve acısını paylaşması için yalvarır. Ağlarken birden arkasındaki ellerinin gözyaşlarını sildiğini fark eder.

İlginizi Çekebilir..  Tezer Özlü-Çocukluğun Soğuk Geceleri (Kısa Özeti)

-Ağla! Ulduz yeter! Ağla!

Duyduklarına ilk anda inanamayan Ulduz, durumu üvey annesinden saklamanın bir yolunu bulur. Bunu sadece en yakın arkadaşı Yaşar’a anlatır. Yaşar ilk defa duyduklarına inanmaz. Ama Ulduz’un zeki arkadaşı olunca onu ormanda bir oyuncak partisine götürecektir. O dönemde kesilen ineklerin etini yiyen üvey anne babalara ve teyzelere etin tadı zehir gibi gelir. Ne yaparsa yapsın et yiyemiyor ama et yiyen Ulduz, etin fırında tavuk kadar lezzetli olduğunu söylüyor. Yazarın burada en güzel nimetlerden bile kötülerin yararlanamayacağını belirtmesi etkileyicidir.

Konuşan Bebekler Bir gece herkes uyurken Ulduz, Yaşar ve kendileri üç beyaz güvercine dönüşürler ve onları ormanda bir oyuncak partisine götürürler. Gördükleri ihtişam inanılmaz. Rengarenk kuşlar ve ağaçlar, büyük bir ateş yakan çocuklar ve onlarca bebek partide bir araya geldi. En şaşırtıcı şey, karşılarına çıkan tavus kuşuydu. Kibir ve küstahlık sergileyen bu hayvan, çocuklara ince bir mesaj gönderir. Gece yarısına kadar düzinelerce mor bebek sazları, gölün kıyılarında yumuşak ve güzel bir müzik eşliğinde çalacak ve şarkı söyleyecek. Kıyıya yaklaşan teknede beyazlara bürünmüş bebekler sıralarını beklerler. Ay ışığı suya çarpıyor. İki küçük arkadaş, güvercin uçuşlarında rüya gibi bir gece bırakmak zorunda kaldı. Bu kadar sevecen iki arkadaşa oyuncak tüm becerilerini gösterir. Güvercin kılığına girmiş bu sevimli arkadaş eve girince üvey anne şüphelenir. Bir şeylerin ters gittiğini hissederek kardeşine Ulduz kızının peşinden gitmesini emreder. Konuşan Bebek Ulduz’a üvey annesinin ve babasının kesilemeyecek ve bir gün mutlaka işe yarayacak bir sığır parçası tutması gerektiğini söyler. Aslında, üvey anne konuşan bebeği fark eder ve onu çeker. Ulduz için Ulduz büyüklüğünde oyuncak bebek yapan Yaşar artık Ulduz’un evine giremez. Yaptığı oyuncak bebek de üvey annesi tarafından ateşe atılır. İnekten sakladığı ayak kemiği parçası, ağzına biber atıp yüzüne tekme attıran Ulduz’un yardımıyla büyür. Kemik atlı karıncaya dönüşür ve üvey anneyi ısırmaya başlar. Yine ne yazık ki Ulduz’un tek umudu ‘Cemre Gecesi’nde yeniden bir araya gelecek bir oyuncağın hayalini kurmaktır. Ama artık Ulduz ve Yaşar’ı ormana götürecek bebekleri yoktur… Belki ertesi gün karşılaşacakları kara kuzgun onlara yardım eder. …

İlginizi Çekebilir..  Ayşe Kulin-Adı Aylin (Kısa Özeti)

 

Samed Behrengi - Ulduz ve Konuşan Bebek kitap özeti

 

Samed Behrengi – Ulduz ve Konuşan Bebek Arka Kapak Bilgisi

Aradan günler geçti. Yaşar’ın babası bütün yazı hasta yatağında ilaç alarak geçirdi. Çocuklar birbirleriyle sık görüşemediler. Bebekleri için üzülüyor, tek başlarına çile dolduruyorlardı. Hele Konuşan Bebeğin üzüntüsü.. Ulduz, üvey anasının yanında bebe sözcüğünü bile ağzına alamıyordu ama Konuşan Bebeği düşünmeden durabilir miydi hiç? O görkemli geceyi, o orman gecesini, o gizlerle dolu ormanı unutabilir miydi? Cemre gecesini unutabilir miydi? Cemre gecesi olunca tüm bebekler yine ormanda toplanacaktı. Ama Ulduz’la Yaşar’ı ormana götürecek bir bebekleri yoktu artık…

Ah Konuşan Bebek!

Sen o kısacık yaşamınla, çocukların gönüllerinde öyle bir yer edindin ki seni asla unutmayacaklar.

Günler haftalar ve aylar geçti. Ulduz cemre gecesinin umuduyla yaşadı. O geceye kadar Konuşan Bebeğin ne yapıp yapıp ona geleceğine inanıyor ve bu hayalle yaşayabiliyordu…

Bu kitabımızı beğendiyseniz eğer Anton Çehov – Altıncı Koğuş Kısa Özetine göz atabilirsiniz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.