Türkiye Nasıl Büyüyecek?

Türkiye Nasıl Büyüyecek?


Türkiye Nasıl Büyüyecek?

Türkiye Nasıl Büyüyecek?, büyümek için neler yapılmalı? büyüme için izlenecek politikalar nelerdir? Türkiye ne zaman güçlenir? Türkiye ekonomisi ne olacak?

Yukarıdaki soruların cevapları açık ve nettir ancak içimizdeki düşmanlar ve dışarıdaki düşmanlar olduğu sürece büyümeden ve refaha kavuşmadan bahsetmek biraz zor. Dışarıdaki düşmanlar belli ancak içimizdeki düşmanların ne zaman nasıl ortaya çıkacağı bilinmiyor. Hain, vatan düşmanı, paraya tapan, hep benci ya da buna benzer sıfatları kullanabiliriz iç düşmanlar için. Hain adı üstünde haindir. Vatan düşmanı ülke yararına olabilecek herşeye karşı çıkanlardır. Paraya tapanlar sıkıntıları fırsata çevirip ben kazanayım da diğerleri ne olursa olsun diyenlerdir. Hep benciler de bırakın halkı kendi akrabasını dahi unutup sadece kendi ailesinin çıkarlarını gözeten ve kendinden başka kimsenin para kazanmaması gerektiğine inanan kişilerdir.

Son günlerde ekonomide yaşanan gelişmeler bizleri çeşitli sorulara yöneltiyor. Bu sorulara konumuzun başında yer verdik. Nereden başlasak bilemiyoruz ancak Türkiye’nin nasıl büyüyeceğini naçizane fikirlerimizle sizlerle paylaşacağız. Ekonomist değiliz ancak ülkenin refahını, birliğini, bütünlüğünü, bağımsızlığını, halkın mutluluğunu düşünenler olarak grup çalışmamız ile bu yazıyı hazırladık. Şimdi yukarıdaki soruların cevaplarını bulmaya çalışalım.

ÜRETİM, İHRACAT, EĞİTİM, GÜÇLÜ DURUŞ, MARKALAŞMA, YENİ PAZARLAR BULMAK, TERÖRÜ BİTİRMEK

Türkiye ekonomisi her fırsatta dile getirilen üretim ve ihracat ile büyür. Bu ikili bizi refaha kavuşturacak etkenlerdir. Bizim halk ve yönetim olarak yapmamız gereken bu iki madde üzerinde durmak ve çalışmak. Kırılgan ekonomiler gelecek vaat edemez. Bizim ekonomimiz kısmen kırılgan sayılır. Nedeni ise birilerinin yaptığı bir açıklama ile dövizin ani yükselişi ve TL’nin değer kaybetmesidir. Dünya üzerinde sayılı devletler çok güçlü ekonomiye sahiptir. Yaptırımlar uygulansa dahi çok fazla düşük yaşamazlar. Çin ve ABD gibi ekonomi devleri bunun en büyük örneğidir. Büyük olmak haklı olmak anlamına gelir mantığı ile hareket eden bazı devletler sadece kendi ülkelerinin çıkarlarını gözetir. Mantık aranmaz, merhamet aranmaz, saygı aranmaz, yaptıkları anlaşmaya güvenilmez. Durum böyle olunca karşısına aldığı devletin ekonomisini sömürmeye başlar. Diz çöktürme politikaları uygularlar. Dünya bunu görür ancak belli başlı devletler buna tepki verebilir. Diğerleri ne mi yapar? diğer devletler tepki veremez çünkü onların ekonomisinin büyük çoğunluğu güçlü ama haksız olan emperyalist güçlere bağlıdır. Türkiye baskılara boyun eğerse baştan kaybeder. Türkiye her baskıya karşılık vermezse işte o zaman özgürlükten bahsetmek mantıksız olur. Biz ülke olarak özgürlüğe düşkünüz ve bunun için yaşarız. Şayet birileri bunu elimizden almaya kalkarsa tokyekün mücadeleye de girişiriz. İhracatın ve üretimin önemine vurgu yaptık. Üreten ülke olmak yerine tüketen bir ülke olmak kaçınılmaz sonu da beraberinde getirir. Bir zamanlar kendi kendine yetebilen bir ülke idik. Ama günümüzde bundan bahsetmek zor.

Üretim

Neler mi yapılmalı?; Üretim hacminin arttırılması için şirketlere, firmalara, kobilere, çiftçilere üretim yapan kim varsa herkese her konuda sınırsız destek verilmelidir. Sınırsız destekten kasıt para verip borcunu gelecek yıl öde değildir ya da borçları yapılandırmak değildir. Kredi verme borç yapılandırma da elbette bir destektir ancak yeterli değildir. Nedir peki sınırsız destek? Üretici aldığı destek ile üretimini yapıyor fakat satmaya geldiğinde düşük fiyattan satıyorsa bu destek boş destektir. Üreticiden alınan mal alım değerinin çok çok üstünde satılıyorsa ve üretici buna sadece bakmakla yetiniyorsa bu destek boş destektir. Tüketici bu ürünü pahalıya aldığında ay sonununu getirme hesapları yapıyorsa bu destek boş destektir. Maddi yardım yapılan üretici ancak üretimini yapıyor ve satışta kar elde edemiyorsa bu maddi destek anlamsızdır. Üretici başka alternatifler aramaya başlar. Bulduğu alternatifleri de değerlendirmeye çalışır ancak birde bakmış burada da aynı şartlar var o halde üretici ne yapıyor borçlanıyor, işçi çıkartıyor, üretim kapasitesini düşürüyor. Bu da işsizlik olarak yansıyor. Enflasyon vesaire derken bütçe açık veriyor. Halk ay sonunu hesapları yapıyor. Pahalılıktan yakınan halk sesini yükseltiyor bunun sonucunda ithal ürün temin ederek iç piyasayı rahatlatma ve fiyatları düşürmeye gidiliyor. İç piyasa rahatladı derken diğer taraftan ithalat için para çıkışı oluyor bu da vergilere yansıyor. Ne oldu? yine çıkmaz sokak. Genetiği değiştirilmiş ürünler giriyor piyasaya. Halk zehirleniyor. Yerli tohum yerine ithal tohum geliyor. Bir de bangır bangır reklamı yapılıyor neymiş daha kaliteli ve daha fazla verimmiş. Açın bakalım mısır tarlasındaki mısırların içini. Mısır nasıl mı? iri evet göze hitap ediyor ancak içi boş. Su gibi cıvık ve besin değeri düşük. Satarken cepler doluyor gayet iyi ancak cebimizi doldurduğumuz ürünün tüketici açısından besin değeri düşük. Yerli tohum desteklenmezse önümüzdeki yıllarda hastalıklar artmayacak mı? Yabacılar bizim sağlığımızı çok mu düşünüyor? bu soruların cevaplarını kendiniz verin. Devletimize sığınıyor ve bu konuda atılacak adımları heyecanla bekliyoruz.

İhracat

Ülkemizin büyümesi için yapmamız gereken bir dünya iş var. Üretim dedik açıkladık. İhracata gelelim şimdi. İhracat yapmak için elde ürün olması gerekir. Elimizdeki ürettiğimiz her şey teknolojik ürünler, gıdalar, inşaat malzemeleri, güzellik ürünleri vs. İhracat için elde ürün olacak ve bu ürünü satabileceğimiz bir pazar olacak. Ne kadar fazla üretim o kadar fazla ihracat. Pazar bulmak ve ihraç etmek ekonomiye en büyük katkıdır. Bütçenin açığı azalacak ve devletin kasasında para birikmeye başlayacaktır. Elde para olması daha refah bir yaşam için bizlere zemin hazırlayacaktır. Vergiler düşecek ve halk ay sonunu getirme hesapları yapmayacaktır. Evet kelimelere dökmek kolaydır ancak bunu uygulamada düzenli plan ve programlar ile destekleyip dış ülkelere sürekli bir satış halinde olmak ha deyince yapılamıyor. Askeri ve teknolojik alanda yapılan üretim bizim bel kemiğimiz sayılır. Milyarlarca dolarlık anlaşmalara ihraç eden ülke olarak imza atamazsak büyümeden söz etmek mantıksız olur. Büyüme demek halkın refaha kavuşması demek değildir. Yüzde 10 büyüyebiliriz ancak cebimize ne kadar para giriyor ve ne kadarı çıkıyor buna bakmak gerekir. Büyüdük tamam ama cebimiz de büyüdü mü? ay sonu rahat geldi mi? bir dünya para kazanıp hesapsız harcama yapıpta ay sonunu getiremiyorum diyenlere zaten söylenecek söz yok. Halkın cebine giren ve çıkan miktarı hesaplama yöntemi doğru olmalıdır. Bu tür hesapsız harcama yapan insanları bazı alarak doğru bir hesaplama yöntemi yapılamaz. Hesaplama sadece para kazanıp çok boş harcama yapmayıp ay sonunu getiremeyenler üzerinden yapılmalıdır. Büyük bir şirket sahibi 10 milyon lira yerine 5 milyon lira kar elde ediyorsa ekonomik sıkıntı var demektir. Asgari ücretli kazancını yetiremeyip ek iş yapıyorsa ekonomik sıkıntı var demektir. Bu sıkıntıdan kurtulmanın yolu da ihracat yapmak ve halka bunu yansıtmaktır. Zenginin cebi doluyor ve halk fakirleşiyorsa büyümeden söz etmek ne derecede mantıklı? Evet kağıt üzerinde matematiksel olarak büyümeden söz edilir ama orta ve alt gelirli insanlarımızın cebine ne yansıyor buna bakmak gerekir. Halk olarak emeğimizi çalanlara zaten hakkımızı helal etmedik etmeyeceğiz de. Devletimiz zenginleri daha da zenginleştirmek yerine orta ve alt gelirli halkı düşünerek adımları atsa daha çok memnun kalmayacak mıyız? Ekonomik sıkıntılar çektiğimiz şu günlerde devletimizin yanındayız hep yanında olacağız çünkü vatan bizim bayrak bizim. Bu değerlere sahip çıktık çıkacağız. Devletimiz de fedakar bir halkı olduğunu unutmayıp bizler için daha fazla adımlar atsa biz zaten devletimize adım adım değil koşarak geliriz. Konu biraz dağıldı ancak söylenecek o kadar fazla söz var ki ancak içinden seçip konuşabiliyoruz. İhracat dedik. Dış ülkelere ihraç yarışında olmalı şirketler, firmalar, üreticiler. Gelen para ile üreticiler daha fazla üretim ve daha kaliteli ürünler üzerinden ihracat yapacak bu da tam bağımsız bir ekonomi demek oluyor ki halk olarak kurduğumuz en büyük düş bu değil mi?

Eğitim

Eğitim düzeyini en üstlere çıkarmak daha kalifiyeli çalışanları üretime sokmak demektir. Teknolojik anlamda üretim yapabilen kaç tane firmamız var ne kadarı başarılı bu konuda? beyin göçünü engellemek için ne yaptık? evet bazı politikalar uygulandı ama bu politikalar ne kadar başarılı oldu? bu soruların yanıtını aramak ve gerekli çözümleri uygulamaya koymak gerekir. Eğitilmiş başarılı bir insan bir ülkeyi kalkındıracak en önemli unsurdur. Bu unsurları ülkemizde tutmak bizim yararımızadır fakat beyin göçüne bir kişinin daha eklenmesi ülkenin kaybetmesi anlamına gelir. Eğitimini tamamlamış başarılı bireyler gelecek için umuttur bu umudu sürekli hale getirmek eğitim sistemini geliştirmek ve tam donanımlı bir personel yetiştirmek ile başarı gelecektir. İşinin ehli kişilerin ekonomiye yön vermesi, öğrencilere işinin ehli bir öğretmenin eğitim vermesi gibi çeşitli konular öncelik olmalıdır. Eğitim ile bir çok sorun çözülebilir. Bunu unutmamak ve başarı için daha çok çalışmak eğitimcilerin boynunun borcudur.

Markalaşma

Markalaşma şu anda dünya piyasasında öncelik haline gelmektedir. Markalaşma ile ihracat oranımız artacak ve dünya bizim markalarımızı kullanacaktır. Ekonomiye hatırı sayılır bir miktar girdi sağlayacaktır. Markalaşma için kaliteli üretim, iyi fiyat, iyi reklam gibi etkenler çok önemlidir. Başka ülkedeki marketlerin raflarında Türk malı görmek bizi mutlu etmez mi? bunun için üretimin her alınında kaliteli ürün üreterek dışarıya pazarlamak şarttır. Savunma sanayiinde önemli bir yol kat ettik bu her alanda olmalı ki daha gelişmiş bir ülke konumuna gelelim. Markete gittiğimizde raflarda gördüğümüz yabancı menşeiili markaları alıyoruz bu markalardan daha kaliteli bir marka üretebilsek tercihimiz elbette yerli marka olur ülkemiz kazanır.

Yeni Pazarlar Bulmak

Gelişmiş bir ülke, malını dışarıya pazarlayan sürekli ihracat yapan bir ülkedir. Cari açık derdi olmadan kişi başına düşen milli gelirin çokluğu ile kendini her alanda gösteren ülkenin sırtı yere gelir mi? bizim ana hedeflerimiz arasında yeni pazarlar bulmak olmalıdır. Yeni pazar demek ihracatın artması ve ülkenin ürününe ilginin yoğunlaşması demektir. Asya piyasası yeni pazar yerleri arasında en önemli pazarı oluşturur. Batı pazarlarıyla yaşanan bazı sıkıntıları neden Asya pazarlarıyla telafi etmeyelim? Avrupa birliğine giriş mücadelesi veriyoruz peki ne kadar yol kat edebildik? bizi gerçekten alacaklar mı? Müslüman bir nüfusa sahip 80.000 luk bir ülkeyi ortak pazara sokacaklar mı? detaylara bakıldığında bunun biraz zor olacağı aşikar. Bu nedenle eldeki pazarı kaybetmeden yeni pazarlara açılmak ta şarttır. Elde ürün olmalı ki yeni pazarlara da açılalım. Üretemezsek yeni pazara açılmanın da bir anlamı kalmaz. Görüldüğü gibi üretim her alanda karşımıza çıkıyor.

Güçlü Duruş

Güçlü duruş bize dik çöktürmeye çalışanların cesaretini kıracaktır. İtaat etme, boyun eğme, ödün verme olduğu sürece ülkemizi nasıl daha iyi yere gelebilir ki? bugün olanlar bizim güçlü duruşumuz sayesinde daha kötü senaryoları silmekte ve gelecek için bir nebze umut olmaktadır. Tehditlere boyun eğmek bizi daha da geriye götürür. Biz ülke olarak dış mihraklardan tehdit alabiliriz bu bizim gelecek vaat ettiğimizi gösterir. Eğer hiç tehdit almıyorsa bir ülke, o ülke ya çok güçlü ya da çok güçsüzdür. Bunun bilince olmak ve gelişmekte olan ülkemize zeval gelmemesi için yönetici ve yönetileni ile güçlü duruşumuzu korumak gerekir. Tehditle almadığımız vatanımızı tehditle teslime edecek değiliz.

Terörü Bitirmek

Ülkemize hem maddi hem de manevi yönden zarar veren çeşitli terör örgütlerini bitirmek ülkemiz için maddi ve manevi kazanç anlamına gelir. Bir uçağın kalkıp bombalama yapıp geri üssüne dönüş yapmasının maaliyeti hayli fazladır. Sıkılan kurşunlardan güvenlik güçlerinin operasyonlar için kullandığı arabaların, araçların yakıtına kadar her şeyin ekonomiye maliyeti vardır. Terör olmasa biz daha da güçlü bir ekonomiye sahip olmaz mıyız? Şimdiye kadar bize kaybettirdiği miktarları hesaplamaya kalksak ekonomiyi canlandıracak miktarlar elde ederiz. Terörün bize kaybettirdiği sadece maddiyat mıdır? hayır en önemlisi bizim kaybettiğimiz canlardır. Yıllardır mücadele verilen terör örgütlerinin bizden kopardığı nice canlar tabi ki parayla kıyaslanamaz. Millet olarak karnımız doysun yeter ama daha fazla şehit vermeyelim deriz. Gözümüz parada değildir. Şehitlerimiz ve geride bıraktığı hayatları bir düşünsek ne para ne pul ne de mal hepsi anlamsız kalır. Terör örgütleri ile mücadele ile bu örgütlerin bitirilmesi ülkemiz adına çok önemli faydalar sağlayacaktır.

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

1051 0,571