Sabahattin Ali Bütün Hikayeleri Kısa Özetleri

Sabahattin Ali Bütün Hikayeleri Kısa Özetleri


Sabahattin Ali Bütün Hikayeleri Kısa Özetleri

Sabahattin Ali Türk Edebiyatına önemli katkılar yapan özellikle hikayecilikte toplumun bağrına bastığı değerli bir yazarımızdır. 25 Şubat 1907’de Edirne’ye bağlı Gümülcine sancağının Eğridere kazasında dünyaya gelmiştir. Babası asker olduğu için çeşitli yerlerde yaşamlarını sürdürürler. Yunan işgalinden dolayı babası emekli maaşını alamaz ve zor günler geçirirler. Sabahattin Ali öğrenimini tamamlar ve öğretmenlik yapar. Almanya’ya gider 2 yıl kalır ve döner. Almanca öğretmenliği yapar. Türk Edebiyatına unutulmaz katkılar yapan Sabahattin Ali’nin unutulmaz eserlerinin özetlerini aşağıda bulabilirsiniz.

Kuyucaklı Yusuf

Kuyucaklı Yusuf köylerinin basılması ve ailesinin öldürülmesinden sonra kimsesiz kalmıştır. Yusuf bu olaydan çok etkilenir. İlçenin babacan kaymakamı Yusuf’u yanına alır. Kaymakamın bir kızı vardır ve Yusuf bu kızla beraber büyür. Kaymakamın eşi ise Yusuf’a hep kötü davranır hatta zaman zaman döver. Yusuf çok zeki biridir ama küçük yaşta yaşadığı olaylar onu sert ve içine kapanık biri haline getirmiştir. Yusuf yetişkin bir delikanlı olur ve beraber büyüdüğü Muazzez’e gönlünü kaptırır. Üstüne titrer. Hayattaki en önemli varlığı olmuştur. Bir gün Yusuf ve Muazzez yolda yürürlerken orada yaşan bir kabadayı Muazzez’e laf atar. Yusuf kabadayıyı döver. Kabadayı dayağını yer ama bu içine oturur. Hazmedemez. Bir plan kurar ve Kaymakam ile kumar masasına oturur. Kaymakamı borca sokar ve karşılığında Muazzez’i kendisine vermesini söyler. Kaymak çaresiz kabul eder. Yusuf bu olayı öğrenir ve bakkala gider. Bakkaldan borç alır ve kabadayıya borcunu öder. Muazzez’i kurtardığını düşünürken kız bakkalla evlenmek zorunda kalır. Kabadayı ise düğün günü bir plan yapar ve bakkalı öldürür. Kabadayı Muazzez’i elde etmeyi kafasına koymuştur. Kaymakama sürekli baskı yapar. Bu arada Muazzez de Yusuf’a duygularını açar. Yusuf ve Muazzez başka bir köye kaçar ve nikahlanırlar. Kaymakam Yusuf’a güvenmektedir. Onlara destek olur. Mutlu mesut süren bir yaşam Kaymakamın ölmesi ile son bulur. O günden sonra sıkıntılar başlar. Üvey annesi ve kabadayı çirkin bir plan yaparlar. Yeni kaymakamı ikna ederek Yusuf’u gezici köy tahsildarlığına verdirirler. Yusuf evden uzaktadır. Üvey anne ve kabadayı Yusuf’un evini içkilerin içildiği bir eğlence mekanına çevirirler ve Muazzez’i fuhuş yapmaya zorlarlar. Olayı haber alan Yusuf köye döner. Yeni kaymakamı, üvey annesini ve kabadayıyı öldürür. Karısı da yaralanır. Köyden uzaklaşır. Issız bir yere çekilir. Karısı burada ölür. Bunun üzerine Yusuf ortadan kaybolur ve bir daha görünmez.

İçimizdeki Şeytan

Macide kendini iyi yetiştirmiş müzik yeteneği olan hanım hanımcık bir kızdır. Okulda öğretmeni ile ilişkisi olduğu dedikoduları çıkar. Babası bu dedikodulardan rahatsız olur ve Macide’yi okuldan alır. Emine teyze ziyaret amaçlı Macide’nin yanına gelir ve onun müzik yeteneği olduğunu öğrenince yanına almaya karar verir. İstanbul’a gelirler. Bir süre sonra Macide’nin babası vefat eder. Ömer Macide’nin arkadaşıdır ve onu teselli etmeye çalışır. Bu yaklaşma daha sonraları bir aşka dönüşecektir. Ömer Macide’yi okuldan alır okula bırakır derken bu durum ev ahali tarafından pek te iyi karşılanmaz. Evin reisi Macide’yi azarlar. Bu Macide’nin zoruna gider ve evden ayrılmaya karar verir. Evden çıktığı sırada Ömer onu beklemektedir. Ömer Macide’yi alır ve evine götürür. İlk başta her şey yolunda gider. Ömer postanede çalışmaktadır. Beraber yaşamak onlara keyif verir fakat bir süre sonra geçim sıkıntısı baş gösterir. Ömer tesadüf eseri Macide ile arasında dedikodu çıkan öğretmen ile tanışır. Konuşurlar. Daha sonraları ise öğretmen ile Macide görüşmeye başlar. Görüşmelerin ardından Ömer’i rahatsız edecek olaylar meydana gelir bunun üzerine Ömer Macide’den soğur. Ayrılırlar. Ömer için hayat daha da zorlaşmıştır. Macide Bedri ile yaşamaya başlar.

Kürk Mantolu Madonna

Birbirinden tamamen farklı iki dünyada yaşayan iki ayrı insanın hikayesidir bu. Yaşadıkları yerde insanlardan uzaklaşmış tekdüze bir hayat sürerler. İşsiz olan ve işsizliğin vermiş olduğu sıkıntılar ile yaşayan Rasim, şans eseri eski arkadaşı Hamdi Bey ile tanışır. Hamdi Bey bir iş yerinde yöneticilik yapmaktadır. Rasim’i işe alır. Rasim ile aynı odada çalışan Raif Efendi gizem dolu bir insandır. Kimseyle konuşmaz ve hiç bir şeye tepki vermez. Rasim zaman zaman Raif Efendi’ye sinir olur ve onun içine kapalı, duygusuz biri olduğuna kanaat getirir. Raif Efendi iş yerinde çevirmenlik yapmaktadır. İşlerin geciktiği bir gün Hamdi Bey Raif Efendi’ye kızmıştır. Duruma tepkisiz kalan Raif Efendi, Hamdi Bey’in bir tane resmini yapar. Resmi gören Rasim onun çok yetenekli olduğunu düşünür ve hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaya karar verir. Raif Efendi bir gün hastalanır ve işe gelmez. Bunun üzerine Rasim işleri evine götürür. Bu sayede Raif Efendi’nin ailesiyle de tanışır. Evde de Raif Efendi sessiz, içine kapalı bir karakter sergiler. Rasim bu içine kapanıklığın ardında yatan nedeni merak eder. Bir zaman sonra Raif Efendi ciddi bir hastalık geçirir ve iyice düşmüştür. Rasim, bu zaman zarfında Raif Efendi ile daha çok zaman geçirmeye başlar. Bir gün Raif Efendi Rasim’den iş yerindeki bir kitabı getirmesini ve yakmasını ister fakat Rasim onu ikna eder ve kitabı okumaya başlar. Kitapta Raif Efendi’nin çizimleri ve hayat hikayesi mevcuttur. Raif Efendi içe kapanık bir çocukluk geçirmiş, küçük yaşta babası tarafından Avrupa’ya gönderilmiştir. Avrupa da sabunculuk öğrenmek için gittiği iş yerinden arta kalan zamanlarda yine resim yapar ve resim sergilerini gezer. Sergilerden birinde kürk mantolu Madonna isimli bir tablo dikkatini çeker ve sık sık bu tabloyu görmeye gelir. Tablonun sahibi ile tanışır. Tablonun sahibi Maria Puder’e aşık olur. Birlikte zaman geçirirler. Maria Puder bir yılbaşı akşamı Raif Efendi’ye yaşadıklarının aşk olmadığını söyler. Belli bir süre ayrı kalırlar görüşmezler. Maria hastalanır ve bakımını Raif Efendi üstlenir. Bu ilgisi karşısında Maria Raif Efendi’ye tekrar yakınlaşır. Memleketten gelen bir telgrafta Raif Efendi’nin babasının öldüğü yazılıdır. Raif Efendi memlekete döner ve işleri düzene koyunca Maria’yı yanına getirmeyi düşünür. Mektuplaşırlar fakat bir süre sonra mektuplarına cevap alamaz olur. Raif Efendi çok üzgündür ve bir kadınla evlenir. Aşık değildir. Çocukları olur. Raif Efendi kendini çok kötü hisseder. Dünyaya küsmüştür. Aldatılmış ve aşka, sevgiye artık inanmamaktadır. Yıllar geçip gider. Bir gün Raif Efendi Avrupa da kaldığı bir pansiyonda tanıştığı kadınla karşılaşır. Kadın Maria’nın akrabasıdır. Kadının yanında da bir kız çocuğu vardır. Raif Efendi kadından Maria hakkındaki gerçekleri öğrenir. Maria hastalığı sırasında hamile olduğunu öğrenir ve riskli olduğu halde doğum yapar. Doğum esnasında Maria ölür. Kadının yanına duran kız Raif Efendi’nin kızıdır. Raif Efendi yaşadıklarını deftere yazar. Rasim defteri bitirip geri teslim edeceği sırada Raif Efendi’nin öldüğünü öğrenir.

Değirmen

Çingeneler yaz ayının gelmesiyle köyleri dolaşır ve konaklayabilecekleri bir yer ararlardı. Atmaca’nın kafilesi de bu arayış içindeyken bir değirmen görürler. Değirmene gelirler çalgılarını çalmaya başlarlar. Bunu gören köylüler toplanır seyre dalarlar. Değirmenci de onları kabul eder ve çadır kurmalarına izin verir. Atmaca yakışıklı bir adamdır. Kızların hayranlığını kazanmıştır fakat kendisi pek kızlarla ilgilenmemektedir. Değirmenin önündeki ağacın dibine oturur ve klarnet çalar. O kadar içten çalar ki duyan sessizce dinler kimileri de ağlar. Çingeneler yaptıkları sepeti star, çalgıcılar da düğünleri şenlendirirdi. Değirmenci ve kızı da Atmaca’yı dinler ve hayranlık duyarlardı. Değirmencinin kızı yıllar önce kolunun birini kaybetmiştir. Bu nedenle yaşıtlarının oynadığı oyunları oynayamaz onları uzaktan izlerdi. Değirmencinin kızı ile Atmaca arasında zamanla aşk başlar. Atmaca kıza açılır ve seni seviyorum der buna cevaben de kız ” Benim bir kolum yok, hep acaba benim yerime başka biriyle evlensen daha mı mutlu olurdun diye düşüneceğim. Evet, ben de seni seviyorum fakat kollarını açıp bana doladığında hissedeceğim şeyleri hayal edebiliyor musun?” der. Atmaca kızı haklı bulur. Dünyası yıkılır, günden güne erir, klarnetini de çalamaz hale gelir. Bir gün herkesin toplanmasını ister. Dışarıda hava kötü olduğu için değirmenin içinde çalmaya başlar klarnetini. Öyle içli çalar ki herkes ağlamaya başlar. Değirmencinin kızının gözünün içine baka baka çalar ve sonra klarnetini fırlatır parçalar. Koşarak değirmen çarklarının yanına varır ve bir kolunu uzatır. Böylece Atmaca da bir kolunu kaybeder.

 


ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

691 0,528