Fatih Sultan Mehmet Yaşasaydı Ne Olurdu?

Fatih Sultan Mehmet Yaşasaydı Ne Olurdu?


Fatih Sultan Mehmet Yaşasaydı Ne Olurdu?

 

fatih-sultan-mehmet-yasasaydi-ne-olurdu-1

 

İstanbul’un fethine dünya tarihi açısından bakıldığında, çok önemli bir hıristiyan merkezi müslüman egemenliğe girmişti. Ancak bu, yalnızca bir şehrin fethedilmesi değildi. İstanbul’un fethi, sosyal, siyasal ve ekonımik sonuçları açısından dünya tarihinin en önemli olayları arasında yer alıyordu. Jeostratejik açıdan çok önemli bir bölge artık İslam hakimiyetinde idi. Ortodoks Hıristiyanlık, İslam dininin ve müslümanların kontrolünde yaşayacaktı.

O dönemde İstanbul Patrikliği, “İkinci Roma” ünvanıyla ortodoksluğun manevi merkeziydi. Bu nedenle fetihten birinci derecede etkilenen, Ortodoks Hıristiyanlık ve onun temsilcisi olan İstanbul Rum Kilisesi oldu. Çünkü fetih ile İkinci Roma, Müslüman Türk egemenligine girmişti. Ancak, “Birinci Roma” da dolaylı olarak fetihten etkilenmiştir. Fatih, sıradan bir hükümdar degildi. Çok büyük düşünmekte ve düşüncelerini kesin karar aşamasından fiiliyata geçirmedikçe kimseye açıklamamaktaydı. Devletinin ve milletinin gücünün de farkındaydı. Nitekim, Rumeli Hisarı’nın yapılmasını protesto eden Bizans elçisine “Efendinize söyleyin ki, benim kudretimin eriştiği yerlere evvelkilerin emelleri bile yetişemez.” demişti.

Fatih’in fethetmek istediği şehirlerden biri de Roma idi. Çünkü, İstanbul’un fethi ile Hıristiyan dünyasının bir yarısı Ortodoks Hıristiyanlığı kontrol altına almış, ama bu yeterli bulmamıştı. İstanbul’dan sonra Roma’yı fethederek , diğer yarı olan Katolik Hıristiyanlığı da kontrol altına almak istiyordu. Böylece Hıristiyan dünyası, İslam dünyasının kontrolünde olacaktı. Eğer bu gerçekleşseydi. Bu yüzden, İslam merkezli bir cihan devleti kurmak isteyen Fatih’e karşı Roma, onun ölümüne kadar fethedilme tehlikesi altında yaşadı. Hatta, Fatih’in emriyle Gedik Ahmet Paşa tarafından başlatılan İtalya seferi, padişahın vefatıyla yarım kaldı.

Fatih Sultan Mehmet, başlangıcından beri bütün Osmanlı sultanlarında var olan İlâ-yı kelimetullah idealini gerçekleştirmek için dünya çapında bir devlet kurma fikrine ciddi şekilde inanmıştı. Kendisini Roma’nın yegane ve gerçek varisi sayıyordu. Bu telakkiyi benimsemesinde, etrafındaki Bizanslı ve Batılıların da rol oynadığı söylenir. Bunlardan Georgios Trapezuntios Fatih’e şöyle diyiyordu: “Hiç kimse sizin Roma imparatoru olduğunuzdan şüphe edemez. İmparatorluğun merkezine hukuken kim sahip olursa, imparator odur ve İstanbul Roma İmparatorluğu’nun başşehridir.”

Fatih, dünyada bir tek devlet ve tek hükümdar istiyordu. Böyle bir idealin gerçekleşmesi için dünyada İstanbul’dan daha uygun bir yer bulunamazdı. İslâm’ın ve müslümanların egemenliğini bu şehir sayesinde büyün Hıristiyan alemine teşmil edebilirdi. Bu sebeple İstanbul Roma Ortodkos kilisesini yeniledi, İstanbul Ermeni Kilisesini kurdu. Rum ve Ermeni Patriği ile birlikte Yahudi hahambaşının da kendi başkentinde oturmasını gerekli gördü. Dahası, fethe hazırlandığı dünya haritası yaptırdı.

Ancak Fatih’in Roma’yı almaya ömrü yetmedi. 1481 yılında 51 yaşında vefat ettiği zaman devletin sınırları 2.214.000 km2’ye genişlemişti. Onun iki imparatorluk, 14 devlet ve 200 küsur şehir ve kale fethettiğini söylersek, yaptığı işin büyüklüğünü ve ilahi rızayı elde etmek için sarfettiği gayretin derecesini tahmin edebiliriz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
881 0,639