Cuma Günü Hürmetine Deyişi ve 13. Cuma

Cuma Günü Hürmetine Deyişi ve 13. Cuma


Cuma Günü Hürmetine Deyişi ve 13. Cuma

Öncelikle herkese hayırlı cumalar. Bir ara araştırmasını yapmış olduğum “cuma günü” hakkında bir yazı yazayım  dedim. Zira birçoğumuzun bildiği şeylerin yanında, bilinmeyen nitelikleri de mevcut. Hem İslam dininde hem de diğer  inanışlarda söz konusu gün hakkındaki bilgilere başlayalım:

Öncelikle Cuma, Perşembe (Pençşenbe) ile Cumartesi (Cumaertesi) arasında kalan, haftanın beşinci günüdür. Kelime,  Kur’an yoluyla Arapça‘ya, oradan da Türkçe‘ye gelmiştir. Bu günün Türkçe adı, Altıncı Gün, Eski Türkçe Altınç tır.
“Cuma” sözcüğünün kökünün Arapça olduğu varsayımına göre Kur’an bu günü haftalık toplantı günü sayması ile de  uyuşarak “جمع CM’A” “toplanmak” kökünden gelir. Kur’an’dan önce bu gün için Araplar “arûbe, yevmü’l-arûbe يوم ال عروبة ” ya  da altıncı gün anlamında “yevmü’s-sâdis يوم ال سادس” derlerdi.

İslam Dini nde Cuma

Müslümanlıkta cuma gününe verilen önem ise, öncelikle Hz. Adem in o gün yaratılmasından kaynaklanır. Bu hususta Hz.  Muhammed (S.A.V) hadislerinde cuma gününden şu şekilde bahseder “Adem o gün yaratıldı, o gün cennetten yere  indirildi, o gün tövbesi kabul edildi ve o gün vefat etti, kıyamet günü de o gün kopacaktır. İns ve cinden başka  hiçbir yaratık yoktur ki, tan yeri ağardıktan gün doğuncaya kadar kıyamet belki bu gün kopar korkusu ile kulak  kabartmasın. Bir de o günün içinde bir saat vardır ki, bir Müslüman kul, tesadüfen, o esnada namaz kılıp Yüce Allah  Hazretleri’nden bir hacetini dilerse, onu Allah Teala muhakkak ona verir.” [Tecrîd, III, 45; Müslim, Cum’a, 17]

Cuma gününün yine İslam dinindeki önemine vurgu yapan Buhari de şu şekilde yazar: “Allah nazarında günlerin en  kıymetlisi Cumadır. O, Kurban ve Ramazan bayramı gününden de kıymetlidir.

Cuma günü öğle namazından önce cemaat ile beraber kılınan iki rekatlık namaz olan Cuma Namazı konusunda ise şöyle  ifadeler geçiyor. Cuma ibadetinin İslam’dan önce de Araplarda bulunduğu hususunda bazı araştırmalar mevcut ve bu  yönde inanışlar bulunmaktadır. Genel inanca göre Cuma Suresi’nin inmesi ile hicret sırasında Müslümanlara farz  kılınmış olan bir ibadettir. Hz. Muhammed, Medine’ye yakın bir yer olan Salim bin Avf yurdundaki Ranuna denilen  vadi içerisinde Beni Salim Mescidi’nde ilk cuma hutbesini okumuş ve ilk cuma namazını kıldırmıştır. Bu günde  Müslümanlar camilerde toplanırlar, okunan hutbeleri dinlerler ve birlikte cuma namazını kılarlar. Sonra da  birbirlerini görürler veya günlük işlerine yönelirler.

Burada benimde daha önce doğruluğunu merak etmiş ve sorgulamış olduğum bir soru akıllara geliyor. Cuma Namazı  sadece bu iki rekattan mı ibarettir? Farzı kılıp adeta “kaçmak” ne kadar doğrudur?

Bu sorulara karşı bulduğum cevaplar ise genelde şu şekilde oldu: Cuma namazını sadece iki rekât farz ve hutbeden  ibaret kabul etmek doğru bir anlayış değildir. Hepimizin gayesi sünnetleriyle birlikte dört dörtlük bir Cuma namazı  kılmak olmalıdır.

Sünnetleri yerine getirmek Hz. Muhammed (S.A.V)in şefaatine erişmeye vesiledir. Ayrıca bu sünnetler, farzdaki  eksiklikleri ve hataları telafi edeceği umulur. Burada yine bir rivayeti vermek gerekiyor. Ebû Hüreyre (R.A)nın Hz.  Muhammed (S.A.V) in bu konuda buyurduğu şeyi şu şekilde aktarmış: “Biriniz cumanın farzını kılınca, ardından dört  rek`at namaz daha kılsın“. Sonuç olarak çok acele bir işin olmadığı durumlarda sünnetlerle birlikte kılmanın doğru  olacağı sonucuna varmış bulundum.

Bu güne dair diğer inanışlar ise, birçoğumuzun bildiği üzere kıyamet gününün bu gün de kopacağı ve Cuma günü ya da  cuma gecesi (perşembeyi cumaya bağlayan gece) ölen veo gün kabre gömülen Müslüman, kabir fitnesinden yani Münker ve  Nekîr meleklerinin aşırı sorgulamasından ve kabir azabından korunacağı inancıdır.

Çok fazla ayrıntıya girmeden diğer dinlerde ve inanışlardaki (cuma gününün) yerini aktarayım:

Daha çok Hristiyanlık dinini benimseyen toplumlarda görülen cuma günü inancının olumsuz bir tarafı var. Bununla alakalı olarak İskandinavya mitolojisine dayanan bir hikaye de mevcut. Şöyle anlatalım, Mitoloji tanrıların bulunduğu çağda güzellik tanrısı Balder’di. Balder birgün evinde ziyafet vermek ister. Bu ziyafete 12 kişi davet etmiştir. Yalanların ve hilelerin tanrısı olan Loki (aklına Thor gelen parmak kaldırsın :) bu davete katılmak istemiştir. Fakat davet edilen 12 kişi arasında bulunmamaktadır. Zorla 13. kişi olarak katılmak ister. Ve davete 13. kişi olarak katılır. Loki, çıkan tartışmada güzellik tanrısı olan ve diğer tanrılar tarafından çok sevilen Balder’i öldürür.

Anlatmış olduğum mitolojik hikaye İskandinavya’dan Avrupanın güneyine doğru yayılmaya başlar. Bu masal Hristiyan din adamları tarafından da kabul görür. Hristiyan din adamları biraz hikayeyi Hz. İsa ya göre uyarlayarak Hristiyan halka anlatmaya başlar. Hikayenin Hristiyanlığa uyarlanmış hali ise şöyle:

Hz. İsa birgün 12 havarisi ile birlikte yemek yemektedir. Bu davete 13. kişi hain Judas da katılmak ister. Bu yemekten kısa bir süre sonra Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülür.

Bu hikayeye dayanarak Hristiyanlar normal günlük yaşamında bile 13 kişi bir araya gelmemeye gayret gösterirler. Şayet geldikleri taktirde aralarından birinin tarafından meydana bir felaket getirileceğine inanırlar.

13 Sayısının uğursuzluğu günlük yaşama da etki etmektedir. Örnek verecek olursak;

-Bazı ülkelerde kapılara 13 numarası verilmez.
-Bazı firmaların uçaklarında 13. koltuk sırası yoktur.
-Apartmanlarda ve otellerde 13. katın ismi farklıdır. Genellikle 12A kabul edilir.
-Alışveriş oranları ayın 13’ünde bir hayli düşmektedir.

Cuma gününün uğursuz kabul edilmesinde yine İslamiyette de yer verilen Hz. Adem ve Hz. Havva‘nın etkisi büyüktür. Fakat İslamiyetten farklı olarak Hristiyanlar bu güne olumsuz tarafından bakmışlardır. Bu yöndeki anlatılanlar ise şu şekilde:

Hz. Adem ve Hz. Havva cennete iken her şeye ulaşabiliyordu. Ancak onları yoldan çıkarmak isteyen Şeytan vardı. Şeytan Hz. Adem’e kibri yüzünde diğer melekler gibi secde etmemişti. Bir gün Havva anamız ile Adem babamız şeytanın kandırması sonucu Allah tarafından yasak edilen meyveden yemişlerdir. Bu meyveyi yedikler gün ise Cuma’dır. Böylece onların cennetten Cuma günü kovulması, bazılarına cuma gününü uğursuz kılmıştır.

Ayrıca Hz. Nuh zamanında meydana gelen büyük sel Cuma günü gerçekleşmiştir. Hz. İsa cuma günü çarmıha gerilmiştir.

En nihayetinde, cuma herzaman ayrı ve önemli bir gündür. Benim şahsi düşüncem psikolojik açıdan da etkisi insanlar tarafından hissedilir (tıpkı pazartesi gibi). Okulun son günü, hafta sonuna girişin müjdeleyicisi, pazartesiye daha çok varcısı, sabaha kadar uyuyacağımcısı, baba candır, seksenler ve “malasef” unutma benicisi günüdür. Herkese tekrardan hayırlı cumalar :)

Kaynaklar: Nur Yüzlü Sultanım (http://goo.gl/SYSjYx) – ForumTR (http://goo.gl/bsGBki) – BilgiUstam (http://goo.gl/AHXwcl) – HristiyanForum (http://goo.gl/H6rV4a) Diziler (http://goo.gl/lnzDer) .

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
801 0,411